İstanbul’un lezzet haritası 200’den fazla durakla tanıtıldı

04.10.2026 - 16:07, Güncelleme: 04.10.2026 - 16:07 2 kez okundu.
 

İstanbul’un lezzet haritası 200’den fazla durakla tanıtıldı

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen İstanbul Kültür Yolu Festivali, saray ve konak mutfaklarından esnaf lokantalarına, kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerden köklü işletmelere uzanan İstanbul’un zengin gastronomi mirasını 200’den fazla Lezzet Noktası ile keşfe sunuyor.İSTANBUL (İGFA) - İstanbul’un gastronomi mirası, şefler, yemek kültürü araştırmacıları ve içerik üreticilerinin katılımıyla düzenlenen kapsamlı bir programda ele alındı. Michelin Bib Gourmand ödüllü Şef Vedat Başaran’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, İstanbul’un farklı semtlerindeki lezzet durakları, kuşaklar boyunca süren işletme hikâyeleriyle birlikte tanıtıldı. Programda ayrıca Michelin yıldızlı şefler Maksut Aşkar ve Emre Şen, yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan, akademisyen ve yemek kültürü yazarı Kübra Yüzüncüyıl ile içerik üreticisi Oğuz Yenihayat da İstanbul’un gastronomi rotalarına katkı sundu. FATİH, BEYOĞLU, KADIKÖY VE BOĞAZ HATTI ÖNE ÇIKTI Programın Fatih ayağında ev sahipliğini Vedat Başaran üstlenirken, Beyoğlu rotasında Maksut Aşkar, Kadıköy’de Prof. Özge Samancı, Beşiktaş’tan Yeniköy’e uzanan hatta ise Oğuz Yenihayat konuklara rehberlik etti. Kanlıca, Beykoz ve Şile hattında Emre Şen, Tarihi Yarımada’da yeniden Vedat Başaran, İstanbul muhallebicilerinde ise Kübra Yüzüncüyıl ve Aylin Öney Tan öne çıkan isimler oldu. Programda esnaf lokantalarının tencere yemeklerinden kebap, döner ve köfteye; sakatat yemeklerinden zeytinyağlılara, börek ve mantıya uzanan geniş bir yelpaze sunuldu. Kahve, turşu, boza, yoğurt ve sütlü tatlılar gibi İstanbul’un gündelik hayatla iç içe geçmiş tatları da ele alındı. Muhallebicilerin yalnızca ürünleriyle değil, eski üretim araçları ve semt yaşamındaki buluşma rolüyle de kentin kültürel hafızasında önemli yer tuttuğu vurgulandı. “SOFRALAR YETMEZ İSTANBUL MUTFAĞINI ANLATMAYA” Şef Vedat Başaran, İstanbul mutfağını geniş bir coğrafyanın ürünlerini ve pişirme tekniklerini bir araya getiren büyük bir kültürel miras olarak tanımladı. “Sofralar yetmez İstanbul mutfağını anlatmaya” diyen Başaran, kente gelenlere sokak aralarını keşfetmelerini, esnaf lokantalarına uğramalarını ve günün farklı saatlerinde farklı semt lezzetlerini deneyimlemelerini önerdi. Başaran’ın önerileri arasında terbiyeli paça çorbası, etli yaprak sarması, fırında etli biber dolması ve kağıtta levrek yer aldı. MEVSİMİNDE LÜFER, SİMİT VE SÜTLÜ TATLILAR Yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, İstanbul’un simge tatları arasında lüfer ızgara, taş fırından çıkmış simit, tavukgöğsü ve kazandibini öne çıkardı. Samancı, İstanbul mutfağını Osmanlı saray ve konak mutfaklarından beslenen, farklı toplulukların katkılarıyla zenginleşen bir kültür olarak tanımladı. Programda İstanbul’un köklü işletmeleri de tanıtıldı. Reşat Balık Market’in üçüncü kuşak işletmecisi Eyüp Ahmet Yazgüneş, 1941’den bu yana süren balıkçılık geleneğini anlattı. Kıztaşı Muhallebicisi’nin üçüncü kuşak temsilcisi Yunus Türkücü, 1952’den bu yana yaşatılan muhallebicilik kültürünü aktardı. Kurufasulyeci Ali Baba’nın dördüncü kuşak işletmecisi Gökhan Güzel ise 1924’te başlayan aile hikâyesini ve bakır kazanda pişen kuru fasulyeyi anlattı. 200’DEN FAZLA DURAKLA GASTRONOMİ ROTASI Festival kapsamında oluşturulan gastronomi rotasının, İstanbul’u ziyaret edenlere kendi lezzet keşiflerini planlama imkânı sunduğu belirtildi. Şeflerin, akademisyenlerin ve yemek kültürü yazarlarının değerlendirmeleriyle şekillenen programın, kentin mutfak mirasını daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçladığı kaydedildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen İstanbul Kültür Yolu Festivali, saray ve konak mutfaklarından esnaf lokantalarına, kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerden köklü işletmelere uzanan İstanbul’un zengin gastronomi mirasını 200’den fazla Lezzet Noktası ile keşfe sunuyor.

İSTANBUL (İGFA) - İstanbul’un gastronomi mirası, şefler, yemek kültürü araştırmacıları ve içerik üreticilerinin katılımıyla düzenlenen kapsamlı bir programda ele alındı. Michelin Bib Gourmand ödüllü Şef Vedat Başaran’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, İstanbul’un farklı semtlerindeki lezzet durakları, kuşaklar boyunca süren işletme hikâyeleriyle birlikte tanıtıldı.

Programda ayrıca Michelin yıldızlı şefler Maksut Aşkar ve Emre Şen, yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan, akademisyen ve yemek kültürü yazarı Kübra Yüzüncüyıl ile içerik üreticisi Oğuz Yenihayat da İstanbul’un gastronomi rotalarına katkı sundu.

FATİH, BEYOĞLU, KADIKÖY VE BOĞAZ HATTI ÖNE ÇIKTI

Programın Fatih ayağında ev sahipliğini Vedat Başaran üstlenirken, Beyoğlu rotasında Maksut Aşkar, Kadıköy’de Prof. Özge Samancı, Beşiktaş’tan Yeniköy’e uzanan hatta ise Oğuz Yenihayat konuklara rehberlik etti. Kanlıca, Beykoz ve Şile hattında Emre Şen, Tarihi Yarımada’da yeniden Vedat Başaran, İstanbul muhallebicilerinde ise Kübra Yüzüncüyıl ve Aylin Öney Tan öne çıkan isimler oldu.

Programda esnaf lokantalarının tencere yemeklerinden kebap, döner ve köfteye; sakatat yemeklerinden zeytinyağlılara, börek ve mantıya uzanan geniş bir yelpaze sunuldu. Kahve, turşu, boza, yoğurt ve sütlü tatlılar gibi İstanbul’un gündelik hayatla iç içe geçmiş tatları da ele alındı.

Muhallebicilerin yalnızca ürünleriyle değil, eski üretim araçları ve semt yaşamındaki buluşma rolüyle de kentin kültürel hafızasında önemli yer tuttuğu vurgulandı.

“SOFRALAR YETMEZ İSTANBUL MUTFAĞINI ANLATMAYA”

Şef Vedat Başaran, İstanbul mutfağını geniş bir coğrafyanın ürünlerini ve pişirme tekniklerini bir araya getiren büyük bir kültürel miras olarak tanımladı. “Sofralar yetmez İstanbul mutfağını anlatmaya” diyen Başaran, kente gelenlere sokak aralarını keşfetmelerini, esnaf lokantalarına uğramalarını ve günün farklı saatlerinde farklı semt lezzetlerini deneyimlemelerini önerdi.

Başaran’ın önerileri arasında terbiyeli paça çorbası, etli yaprak sarması, fırında etli biber dolması ve kağıtta levrek yer aldı.

MEVSİMİNDE LÜFER, SİMİT VE SÜTLÜ TATLILAR

Yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, İstanbul’un simge tatları arasında lüfer ızgara, taş fırından çıkmış simit, tavukgöğsü ve kazandibini öne çıkardı. Samancı, İstanbul mutfağını Osmanlı saray ve konak mutfaklarından beslenen, farklı toplulukların katkılarıyla zenginleşen bir kültür olarak tanımladı.

Programda İstanbul’un köklü işletmeleri de tanıtıldı.

Reşat Balık Market’in üçüncü kuşak işletmecisi Eyüp Ahmet Yazgüneş, 1941’den bu yana süren balıkçılık geleneğini anlattı.

Kıztaşı Muhallebicisi’nin üçüncü kuşak temsilcisi Yunus Türkücü, 1952’den bu yana yaşatılan muhallebicilik kültürünü aktardı.

Kurufasulyeci Ali Baba’nın dördüncü kuşak işletmecisi Gökhan Güzel ise 1924’te başlayan aile hikâyesini ve bakır kazanda pişen kuru fasulyeyi anlattı.

200’DEN FAZLA DURAKLA GASTRONOMİ ROTASI

Festival kapsamında oluşturulan gastronomi rotasının, İstanbul’u ziyaret edenlere kendi lezzet keşiflerini planlama imkânı sunduğu belirtildi. Şeflerin, akademisyenlerin ve yemek kültürü yazarlarının değerlendirmeleriyle şekillenen programın, kentin mutfak mirasını daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçladığı kaydedildi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazetesondakika.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.