Adıyaman Tabip Odası Başkanı Yavuz: ‘Sağlık sistemi hekimleri ve sağlık çalışanlarını tüketiyor’
Adıyaman Tabip Odası Başkanı Yavuz: ‘Sağlık sistemi hekimleri ve sağlık çalışanlarını tüketiyor’
ADIYAMAN (PERRE) - Sibel TURAN- Adıyaman Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Erdal Yavuz, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekerek, hekimlerin ağır çalışma koşulları altında görev yaptığını belirtti ve kamusal, eşit ve nitelikli bir sağlık sistemi çağrısında bulundu.
Adıyaman Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Erdal Yavuz, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada hekimliğin yalnızca bir meslek değil, topluma karşı sorumluluk olduğunu vurguladı. Yavuz, sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekerek hekimlerin taleplerini ve sağlık politikalarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
"14 Mart hekimliğin toplumsal sorumluluğunu hatırlatan bir gün"
Doç. Dr. Erdal Yavuz açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"14 Mart. Tıbbın, hekimliğin kurucusu Hipokrat'ın, Galen'in yaşadığı topraklarda hekimliğin insan sağlığına adanmış bir meslek olmanın ötesinde, topluma karşı bir sorumluluk olduğunu gösteren bir günün yıl dönümündeyiz. Ülkemizin sağlık yükünü taşıyan bütün hekimlerin; gece gündüz demeden, ihtiyacı olan tüm insanlara şifa dağıtan meslektaşlarımızın, hepimizin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.
Emeğin ve fedakârlığın değerinin bilinmediği; adaletsizliğin ve eşitsizliğin hâkim olduğu bir dünya ve ülke ortamında ayrım yapmadan ihtiyaç duyana sağlık hizmeti sunmakta olan hekimlerin günü bugün. 14 Mart'ın tarihsel öneminden aldığımız birikimimizle, insanlara temas edebilme ayrıcalığına sahip olan hekimliğin sorgulayıcı, biat etmeyen ve bağımsızlıkçı yönünden güç alarak önerilerimizi, taleplerimizi ve demokratik tepkimizi 2026 yılında da göstermeye devam edeceğiz. Bu kararlılıkla tüm kamuoyuna sesimizi duyuracağımız tören, eylem ve etkinliklerle dolu 14 Mart Tıp ve Sağlık Haftası geleneğini her zamanki gibi sürdürmekte kararlıyız."
"Başka bir sağlık sistemi mümkün"
Yavuz, 2025 yılındaki Tıp Bayramı bildirgesinde dile getirilen taleplerin sürdüğünü belirterek şöyle devam etti:
"2025 yılının 14 Mart Tıp Bayramı ve Sağlık Haftası'nda başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu vurguladık. Kamusal anlayışa sahip, koruyucu sağlığı esas alan, şiddetsiz bir sağlık ortamı için mücadeleye dayanan, nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimini esas alan, vergide adaletin sağlandığı ve güvenceli emekliliğe yansıyan temel ücret talebimizi ısrarla dillendirmeye devam ediyoruz.
Hekimliğin 2025 Tıp Bayramı bildirgesinde vurguladığımız gibi; demokrasinin, adaletin, laikliğin ve barışın egemen olduğu bir ülke ve dünya düzeni ile iyi hekimlik değerleri doğrultusunda mesleğimizi yapabileceğimiz başka bir sağlık ortamının mümkün olduğunu ilan ediyoruz."
"Deprem bölgesindeki sorunlar sürüyor"
6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yaşanan sorunların devam ettiğini belirten Yavuz, şu ifadeleri kullandı:
"6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yılı aşan bir zaman dilimi geçmesine rağmen bölgenin sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik sorunları bir türlü eski haline dahi dönememiştir. Deprem bölgelerinde yaşayan halkın ve sağlık emekçilerinin sorunları giderilememekte, kalıcı çözümler üretilememektedir. Hâlâ binlerce insan konteynerlerde yaşamakta ve çok sayıda hekim konteynerlerde hizmet vermektedir."
" 14 Mart ama kutlama yapmak zor"
Yavuz, sağlık sisteminin mevcut durumunun kutlama yapılmasını zorlaştırdığını ifade ederek şunları söyledi:
"14 Mart... ama kutlama yapmak zor. 14 Mart ülkemize özel bir gün. Dünyada böyle bir bayram yok. Yalnızca ülkemizde Tıp Bayramı olarak biliniyor ve kutlanıyor. Ancak bugün burada bir bayramı kutlamak için toplanmadık. Çünkü bu ülkede sağlık sisteminin hali ne yazık ki gerçek bir kutlamaya izin vermiyor.
Ülkemizde sağlık alanında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Yıllardır uygulanan ve adına Sağlıkta Dönüşüm Programı denilen politikalar, sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkarıp alınıp satılan bir meta haline getirdi. Sağlık hizmeti toplumun ihtiyacına göre değil, piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlendi. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itildi, bölgeye dayalı bütünleşik sağlık hizmeti sunan sağlık ocakları kapatıldı; yerine bireye yönelik tanı ve tedavi hizmeti sunan aile sağlığı merkezleri açıldı. ASM'ler ve kamu hastaneleri işletmelere dönüştürüldü, kamu kaynakları özel sağlık sektörüne aktarıldı."
"Bu sistem hekimleri ve sağlık çalışanlarını tüketiyor"
Yavuz, mevcut sistemin hekimler üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Bu sistem halkın sağlığını bozmakla kalmıyor, hekimleri ve sağlık çalışanlarını da tüketiyor. Bugün hekimler aşırı iş yükü altında, güvencesiz koşullarda, şiddet tehdidi altında ve gelecek kaygısıyla çalışıyor. Genç hekimler ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Deneyimli hekimler emekli maaşlarıyla geçinemediği için emekli olamıyor. Yoğun ve uzun çalışma sürelerine rağmen ne kendilerine ne hastalarına fayda sağlayamadığını gören hekimler tükenmişlik yaşıyor ve mesleğinden soğuyor.
Ama biz biliyoruz ki sorun hekimlerde değil, sorun sağlık sisteminin kendisindedir."
"Hekimlik etik değerlere dayanır"
Yavuz, hekimliğin temel etik değerlerine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
"Biz hekimler Hipokrat'tan bu yana binlerce yıldır aynı etik değerlerin mirasçılarıyız. Hekimlik; insan yaşamını her şeyin üstünde tutmaktır, hastanın yararını öncelemektir, bilimden ve akıldan sapmamaktır, insan onuruna saygı göstermektir. Toplum için çalışmak ve mesleğini en iyi şekilde yapmaktır. Ancak bugün uygulanan sağlık politikaları bu iyi hekimlik değerlerini aşındırıyor.
Sistem bizleri performans baskısı altında çalışmaya zorluyor. Performans ise yaptığımız işin değeriyle değil sayısıyla ölçülüyor. Bugün bir hastaya ne kadar zaman ayrılması gerektiğine hekim değil MHRS karar veriyor. Hekimin bilgisi ve iradesi yok sayılıyor, mesleki bağımsızlığımız elimizden alınıyor."
Sağlık sistemi için 10 maddelik öneri
Yavuz, sağlık hizmetinin kamusal bir hak olarak sunulması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Sağlık hizmeti bir ticari sektör değil, kamusal bir hak olarak bu ülkede yaşayan herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, anadilinde ve nitelikli olarak verilebilmelidir. Hekimler ve sağlık çalışanları mesleki bağımsızlıklarını koruyabilmeli, gelecek kaygısı olmadan ve şiddet korkusu yaşamadan çalışabilmelidir. Tek kaygımız hastalarımızın sağlığı olmalıdır."
Yavuz, bu doğrultuda sağlık sistemi için şu önerileri sıraladı:
Sağlıkta özelleştirmeye son verilmelidir.
SGK'nın özel hastanelerden hizmet alımı durdurulmalıdır.
Sağlık için ayrılan kamusal kaynaklar kamu sağlık sistemi için kullanılmalıdır.
Birinci basamak sağlık hizmetleri kamu binalarında hem sayıca hem nitelik açısından güçlendirilmelidir ve sevk zinciri kurulmalıdır.
Hekim ücretleri performansa göre değil, emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmeli ve insan onuru ile bağdaşacak düzeyde olmalıdır.
Hekimlerin hastalarına yeterli süre ayırabileceği çalışma koşulları sağlanmalıdır.
Hekimlerin serbest çalışma ve kendi emeğinin değerini belirleme önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Sağlık sisteminin yönetiminde sağlık çalışanlarının ve toplumun söz hakkı olmalıdır.
Geleceğin hekimlerini yetiştiren kurumların altyapı ve öğretim üyesi eksikleri giderilmeli, tıp eğitiminde sayı değil nitelik öne çıkarılmalıdır.
Sağlıkta şiddeti engellemek üzere bütünlüklü bir program hayata geçirilmeli ve mecliste bekleyen sağlıkta şiddet yasa tasarısı bir an önce gündeme alınmalıdır.
"Bu mücadele sadece hekimlerin değil"
Yavuz açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bu mücadele sadece hekimlerin mücadelesi değildir. Bu talepler yalnızca hekimler ve sağlık emekçileri için değildir. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının etik ilkeler ve bilimin gerekleri doğrultusunda güvenle sağlık hizmeti sunabildiği bir toplumda insanlarımız sağlıklı ve mutlu olabilir.
Kaynak : PERRE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
